CHP lideri Kılıçdaroğlu’na ‘helalleşme’ tepkisi

Partisinin MKYK toplantısının ardından kameraların karşısına çıkan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, önemli açıklamalarda bulundu. Çelik, Paris’te gerçekleşen Libya toplantısı ile ilgili olarak, ‘Libya’da barışın sağlanması Libya halkı tarafından olmalıdır. Macron’un Türkiye’nin askerlerini çekmesi çağrısı skandaldır. Türkiye eğitim amacıyla oradadır.’ açıklamasında bulundu. Ömer Çelik, CHP Genel Başkanı Kılıçdaoğlu’nun helalleşme çıkışına ilişkin ise, ‘Birisi helalleşme deyince saygı duymak gerekir. Ama bunun altını nasıl dolduracaksınız. Helalleşmeden bahsedenler kendi partilerinde vatandaşımızı inciten üslup kullanıldığında buna karşı çıkmadılar.’ ifadelerini kullandı. İYİ Partili Türkkan’ın şehit yakınına küfrüne tepki gösteren Çelik ayrıca, ‘Hakareti eden kişi bile önce inkar etti sonra özür diledi. Ciddi bir özür dileyemedi. CHP bu bir provokasyondur dedi ama nasıl olduğunu açıklayamadı. Bu kadar açıktan bir küfrün savunulduğunu görmedim.’ dedi.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in açıklamalarından satır başları şöyle:

“Ahıska Türklerinin içinde bulunduğu şartlar, kültürlerini korumaları bizim parti olarak her zaman gündemimizdedir. Hayatını kaybeden canlarımızı bir kez daha rahmetle anıyoruz. Ahıska Türkleri milletimize gönülden bağlı kardeşlerimizdir. Biz de Ahıska Türkleri ile aynı milletin parçası olmaktan sevinç duyduğumuzu ifade etmek istiyoruz.

BM Uluslararası Hukuk Komisyonu üyesi yeniden belirlendi seçimlerdi. Bu komisyonda görev yapan Dr. Nilüfer Oral tekrar seçildi.Kendisini tebrik ediyoruz. Bu görevde dünya barışı için daha önemli işlere imza atacağına inanıyoruz.

Cumhurbaşkanımızın Yassıada’da yeni ismi Türk Devletler Teşkilatı zirvesi vesilesiyle yaptığı konuşma önümüzdeki dönemin vizyon belgesi olarak tarihe geçmiştir. Yeşil teknolojiler ve akıllı şehirler temasıyla gerçekleşti zirve. Bu önemli bir temadır. Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan Cumhurbaşkanı katıldılar, Macaristan Başbakanı gözlemci olarak zirveye katıldı.

Bu zirvenin Yassıada’da yapılması önemli mesaj içermektedir. Geçmişte Türk demokrasisinin katledilmesi, Başbakanımızın ve bakanların katledilmesinin sembolü olan adan artık özgürlük ve demokrasi adasına dönüşmüştür.

Genel Başkan vekilimiz Sayın Binali Yıldırım, Türk Devletler Teşkilatı’nın aksakalı, heyet başkanı olarak seçildi. Bunu bütün devlet başkanlarının onayı ile seçilmesi son derece önemlidir.

Libya gündemini yakından takip ediyoruz. En son Paris’te bir Libya toplantısı yapıldı. Burada bizim her zaman altını hassasiyetle çizdiğimiz hususlar konusunda bazı değerlendirmelerimiz olacaktır. Libya’da barış ve istikrarın sağlanması Libya halkının iradesiyle olacaktır. Hafter gibi unsurlara verilen desteğin en büyük zarar olduğunu düşünüyoruz. Bu zirveye Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum yönetiminin davet edilmesi de yanlıştır. Yunanistan ve Güney Kıbrıs yönetiminin bu zirvede ne işi vardır?

Birtakım mahalle dayanışmasını öne çıkartmak için maalesef zirvelerin zehirlendiğini görüyoruz. Sayın Macron’un Türkiye ve Rusya’nın Libya’dan askerlerini çekme çağrısı, Türkiye açısından bir skandaldır. Türkiye orada paramiliter bir güç olarak, fiili bir militan güç olarak bulunmuyor. BM’nin daveti üzerine eğitim amaçlı olarak ordadır. Burada Türkiye’nin muhatap kabul ettiği, BM tarafından tanınan birileri tarafından meşru ve resmi görülmediği, Hafter’le eşit bir pozisyonda yaklaşımın yeninden gündeme sürüldüğünü görüyoruz. Bunun kabul edilmesi mümkün değildir.

Yabancı asker statüsü içerisinde Türkiye’nin değerlendirilmesi kasıtlı yanlış ve yalan siyasetidir. Burada üzücü olan sayın Macron’un bütün beyanatlarında Türkiye’yi hedef almasıdır. Hafter’in yaptığı katliamların arkasında Fransa’nın desteği açık şekilde ortaya serildi. Suriye’de DEAŞ ve PKK’ya dönük olarak Fransız şirketlerinin Fransız istihbaratıyla birlikte verdiği destek Fransız yargısına taşındı. Sayın Macron bununla uğraşacağına böyle bir yanlışa giriyor. Türkiye-Fransa dış politikada birbirinin rakibi olma gibisinden tutumu desteklemek yanlıştır.

Cumhurbaşkanımız Afrika’ya gidiyor, Fransız yayın organları ‘Erdoğan’ın Afrika’da ne işi var?’ gibisinden rekabet olarak görüyor. Bu zihniyet baştan aşağı yanlış zihniyettir. Sayın Macron’un bütün Fransız dış politikasını Türkiye karşıtlığına dönüştürmesi sağlıklı değildir. Fransa ile geliştireceğimiz pek çok konu vardır. Burada rekabet yerine dayanışma üretmek daha sağduyulu bir yaklaşım olacaktır.

Çeşitli vesilelerle bize sorulan sorularda da gündeme geliyor. Yanan ormanlık alanların ağaçlandırılması ile ilgili. Bunların yeniden ihya edilmesiyle ilgili olarak tarihi vermiştim. Pandemi şartlarını da dikkate alarak 81 ilimizde 1000 lokasyonda, 5.1 milyon fidan bir gün içerisinde toprakla buluşturulmuştur. Konuyu yakından takip etmeye devam edeceğiz.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ile Cumhurbaşkanlığı ofisi işbirliği yaparak Ulusal Yapay Zeka Stratejisi hazırlamıştır. Yapay zeka üzerinde yapılacak çalışmalar ortak zemine oturtuldu. Dünyada çok sayıda çalışma, yayın ve üretim yapılıyor. 2009-218 yılları arasında ülkemizde 9 bin yayın yapılarak Türkiye bu sıralamada 19. sıraya gelmiştir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız altyapı alanlarını destekleyecek 2023 yılına kadar projeleri destekleyeceğini açıklamıştır. Destekler güçlü bir şekilde devam edecektir.

Genç arkadaşlarımız ve vatandaşlarımıza duyurmak istiyorum. Mehmet Özhaseki başkanımız duyurdu. 16 Kasım’da yarın Cumhurbaşkanımızın katılımıyla açıklanacak. Pazar gününe kadar yüzlerce etkinlik yapılacaktır. AK belediyelerin projeleri, gençlik hizmetleri, toplumun her kesimini ilgilendiren faaliyetleri burada sergilenecek. Genç arkadaşlarımızın eğlenebilecekleri platformlar oluşturuldu. Sanal gerçeklikle ilgili olarak birtakım çeşitli kurumlarımızın hazırlıkları var. Spor kulüplerinin, Etno Spor’un gösterileri ortaya konulacak. Çok güzel filmler seçildi. Bunlarla birlikte çeşitli sinema etkinlikleri de gerçekleştirilecek. Sporun her türlüsü orada ilgilenenlerle buluşmak üzere hazır bir şekilde bekliyor. Akşamları kamp ateşi sohbetleri yapılacak. Gastronomi konusunda çeşitli hazırlıklar yapılıyor.”

(Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Karamollaoğlu görüşmesi) “Sayın Cumhurbaşkanımız pozitif katkı sağlayacak şekilde, yapıcı eleştiriler çerçevesinde çeşitli kesimlerle buluşuyor. Sayın Karamollaoğlu ile buluşması saatler süren son derece iyi gelişmiş bir buluşma olarak yansıdı. Sayın Cumhurbaşkanı ile sayın Karamollaoğlu ile çok eskiden tanışıyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın Saadet Partisi’nde çok değer verdiği kimseler var. Bu istişareler her zaman faydalıdır. Herkes görüşünü değiştirecek diye bir şey yok. Sayın Karamollaoğlu katıldığı ve katılmadığı yerleri ifade etti. Sayın Cumhurbaşkanımız da görüşlerini ifade etti. Hem kıdem ve tecrübesi açısından gündemdeki dosyalara en ince ayrıntılara kadar hakim. Bu buluşmalar her zaman faydalıdır ve verimlidir diye değerlendiriyoruz.”

(Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in açıklamaları) “Yunanistan saldırgan bir devlet politikası izliyor. Yunan halkının bilmesi gereken Yunan siyasetçilerin iç siyasetteki sıkışmışlıkları aşmak, birtakım basınçları manipule etmek için Ege ve Akdeniz’de gerginlik çıkarıyor. Tabii ki yeri geldiği zaman fiili neticeler olacaktır. Yaptıkları şeyler Yunan halkının imkan ve paralarını harcamaktır. Hem hukuken haklıyız hem de sahadaki haklılığımızı tescil edecek her türlü kapasiteye sahibiz. Masada bunları konuşalım diyoruz, her zaman masadan kaçan Yunanistan oldu. Yeni dönemde daha tansiyonu düşük açıklamalar beklediğimiz halde kışkırtıcı açıklamalar Yunan Başbakanı Miçotakis’ten geldi. Çeşitli liderlerle buluşan Miçotakis Yunanistan’ın hiçbir meselesini konuşmuyor, sadece Türkiye’yi şikayet ediyor. Mesaisi Türkiye ile yalan söylemek. Türkiye ile Yunanistan arasında ılımlı, masaya oturan, meseleleri akılla bir şekilde yaklaşımı sabote etmek için her türlü çabayı ortaya koyuyor. Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu meselelerin masada görüşülmesi siyaseti önemlidir. Türkiye bir diplomasi devletidir. Türkiye buyurun oturalım dediğinde derhal masadan kaçan taraf oluyor. Yunanistan masayı başka devletlerin yanına çekmek içiyor. Önüne gelen ülkeye kendi ülkesinden üs veriyor, sürekli olarak gece gündüz Türkiye aleyhine yalan beyanlar veriyor. Yunanistan’ın fiili görüntüsü göçmen botlarını şişleyen ve onları ölüme terk eden bir ülke. Bununla ilgili yalan söyleyen bir ülkedir. Masa akıl, siyasi, zeka ve diplomasiyle işlerin çözülmesi için bir zemindir. Bu konuda samimilerse Türkiye her zaman hazırdır.

Çeşitli devletlerle çeşitli zamanlarda problemler yaşayabiliriz. Esas mesele bu problemlere mahkum olmamak, bu problemlerin labirentlerinde kaybolmamak. Körfezdeki pek çok ülkede yaşanan sorunlar için Türkiye’nin kapsamlı eylem planları ve samimi yaklaşım vardır. Birleşik Arap Emirlikleri ile yaşanan diyalog sevindiricidir. Görüşmeler ve meselelerin çözümü ile ilgili istişareler güçlü bir şekilde yapılmaya devam edecek.”

(CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun ‘helallaşme’ mesajı) Kim olursa olsun helalleşme dendiği zaman saygı duymak gerekir. Dikkatli bir şekilde ele almak gerekir. Bir iradeyi, iyi niyeti gösterir. Bu helalleşmenin altını nasıl dolduracaksınız? Geçmişte de oldu. Helalleşmeden, yüzleşmeden bahsedenler tarihin bazı sıkıntılarından kurtulmaktan bahsedenler kendi partilerinde vatandaşları inciten üsluplar kullanıldığında, kılık kıyafet yüzünden ötekileştirmenin yeniden altını çizen siyasetçiler ortaya konduğunda buna karşı seslerini çıkarmadılar. Son olarak milletvekili sıfatı taşıyan birisinin şehit ailesine küfretmesi karşısında kurumsal olarak suskun kaldılar. CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu helalleşmekten bahsediyor. CHP’de aktif siyaset yapan pekçok isim de bunun CHP ilkelerinden taviz vermek anlamına geldiğini söylüyor. Dolayısıyla bunun altının doldurulması gerekiyor. Helalleşme dediğinizde bunun karşı tarafı vardır. Sizin helalleşmenizi kabul edeceklerin değerlendirilmesi önemlidir. Yassıada’da şehit edilenlerin aileleri ile nasıl helalleşeceklerdir. Darbelere destek verilerek açık beyanlarla, bu ülkeye yaşatılmış acılara nasıl helalleşecektir. Bir eski milletvekili hukuk profesörü aynı zamanda ‘Bu ülkede ordu kağıt kaplan oldu’ demiştir. Bununla nasıl helalleşilecektir. Üniversitede pekçok kızın hayatını karartan siyasetlerle nasıl helalleşilecektir?

Suriye’deki YPG/PYD bize saldırmaz dediklerinde onların güney sınırımızda devlet kurmasıyla mücadele eden kahraman askerlerle nasıl hellaleşilecektir? Pekçok mücadele karşısında, Suriye’deki rejimin katlettikleri insanlarla nasıl helaleşecektir? Cumhurbaşkanımızla nasıl helalleşilecektir? Helalleşme kültürümüzün en önemli kavramlarından bir tanesidir. Birisi ‘helalleşeceğim’ dediği an saygı duyarız. Nasıl helalleşecek diye düşünürüz. Birtakım acıları geride bırakmak, umutları oluşturmak imkanı ortaya çıksa diye umut ederiz. Halis bir şekilde bunun olmasını dileriz. Ama maalesef çeşitli zamanlarda söylenmesine rağmen bir türlü gerçekleşmiyor. Şehit ailelerini inciten kendi arkadaşlarının pekçok beyanları oldu, şehit aileleriyle nasıl helalleşeceklerdir. Bunların hepsi önemlidir. İnsani açıdan ben helalleşeceğim diyenin keşke yapabilse diye insani bir mesele olarak görürüm. Kızılcahamam kamplarında benzer beyanatları olmuştu, olumlu yaklaşmıştım ama berhava edildi. Helalleşmek iyidir, kıymetlidir ama gerçekten samimi bir şekilde yapılabilirse.”

(Siyasette 50+1 tartışması) “Türkiye’nin siyasi tecrübesi hafızalarımızda taze. Bu sistem tartışmalarına birdenbire gelinmedi. Çok iyi hatırlıyorum, bugün parlamenter sistemin yanlısı pekçok siyasetçi, parlamenter sistem varken Cumhurbaşkanlığını Başbakanlığın üstünde vesayet kurumu görüyordu. Askeri vesayeti sivil siyasetin üstünde denetleme mekanizması görülüyordu. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi de meşrudur parlamenter sistemi de meşrudur. Pekçok siyasetçi mevcut sistemin istikrar üretmediğini, Türkiye’nin Başkanlık sistemi üretmesi gerektiğini ifade etti. Literatür dolu, yapılan açıklamalar net. Türkiye’de parlamenter sistemin bugün parlamenter sistem savunuculuğu yapanların pekçoğu, parlamenter sistemin rahat nefes almasına imkan vermediler, zehirlediler. Askeri vesayet ve yargı vesayetiyle zehirlediler. Birden bire hidayete ermişlerse hadi bunu da olumlu karşılayalım.

Büyük bir parlamenter sistem tecrübemiz var deniyor. Bu kesintisiz bir tecrübe değil. Defalarca sakatlanmış. Tank geçişleriyle yok edilmiş gelenektir. Parlamenter sistem bir tek AK Parti’nin iktidar yılları içerisinde güçlü bir şekilde uygulandı, sistemin de AK Parti’ye kapatma davası açmak oldu. Buraya birden bire gelinmedi. Bir kere sistemi gayrı meşru görmek ne siyaset bilimi ne de demokratik kültür açısından kabul edilebilecek bir şey değil. Türkiye’de sistemin sakatlanmasının sebebi CHP her sistem tartışmasını rejim tartışmasına çevirdiği için zehirlenmiştir. Yasama, yürütme, yargı ilişkileri açısından, bu kuvvetlerin özerkliği açısından problem var d eniyorsa, seçim sistemiyle ilgili problem var deniyorsa bunların düzeltilmesi için önerilerin görülmesi lazım.

Şu anki sisteme eleştiri getirenlerin denge-denetleme makanizmaları hakkında görüşlerini duymadık. Yasama, yürütme, yargı açısından kapsamlı önerilerini duymadık. Buradaki mesele siyasetin yapıcı alanı sağlamasıdır. Önümüzdeki seçimlere bu sistemle gidilecek. Yakınanların itirazları dışında önerilerinin görülmesi lazımdır. Daha verimli olması, vatandaşın iradesinin devlete daha çok yansıması için çalışmalar yapıldı. Buradaki esas mesele şudur. Cumhurbaşkanını seçme yetkisini millete verdikten sonra bunu nasıl geri alacaksınız? Bütün bunların itiraz edenler tarafından cevaplandırılması gerekir.”

(Lütfü Türkkan’a küfür tepkisi) “Bugün MKYK’daki bütün arkadaşlarımız şehit ailelerinin yanında olduğunu beyan ettiler. Bu çirkin eylemi bir kere daha kınayan irade ortaya çıkmıştır. Sözkonusu hakareti eden kişi önce inkar sonra kabul etti. Önce provokasyon dedi daha sonra yapmamam gereken bir işi yaptım dedi. Özür dilerken bile aileyi dışarıda tutup, mazaret üreterek ciddi bir özür dilemedi. CHP provokasyon dedi. Bunun nasıl bir provokasyon olduğuna dair bir şey söyleyemediler. Provakosyondur diyerek o küfrü meşrulaştırma, mazaret bulma gibi bir yaklaşım içine giriyorlar. Bu çok sakıncalıdır. Bu kadar açıktan bir küfrün, hakaretin savunulduğunu görmedim, hatırlamıyorum. Bu yanlış ve kınanması gereken bir d avranıştır. Bu Yüce mecis üyeliğiyle bağdaşmayan bir yaklaşımdır, bu kadar. Diyelim ki bir başka olay kurgu olsa bu meşru mudur? Burada kurgu yok. Şehit ailesinden özür dilemek bu kadar zor mudur? Ortada net bir durum var. İttifak halinde bunun meşru ve mazur gösterilmeye çalışılması siyasi ahlakla bağdaşmamaktadır.”

(AK Parti’de görev değişimi) “AK Parti’de görev değişiklikleri normal. Naci Bey’in (Naci Bostancı) kendi iradesiyle gerçekleşmiştir. MKYK’da kısa bir istişare yapıldı. Eski Meclis Başkanımızın İsmet Yılmaz Bey’in öne çıktı. Esas takdir makamı gruptur. Orada grupta milletvekillerimizle verilecektir. Netice ve değerlendirmeyi Çarşamba günü grup toplantısında olacaktır.”

(Eski AK Partili vekil Besli’nin tepkilere yol açan yazısı) “Bahsettiğiniz yazıdaki ifadeler veya başka ifadeleri kabul etmiyoruz. Alevi ve Kürt vatandaşlarımızı incitecek her türlü beyanın karşısında duruyoruz. Bunların ortaya çıkardığı tablo mazur göreceğimiz tablo değildir. Buradan bir kez daha Alevi vatandaşlarımıza hürmetlerimizi, saygılarımızı ifade ediyoruz. Bu ifadeleri çok güçlü bir şekilde reddettiğimizi beyan ediyoruz.”

(Başak Cengiz cinayeti) “Başak Cengiz kardeşimize Allah’tan rahmet diledik, kederli ailesine başsağlığı dileklerimizi ilettik. Bir caninin elinde kılıçla sadece savunmasız olduğu için öldürdüm demesi. Gencecik bir kardeşimiz hayatını böyle kaybetti. Bu zihniyetin sokaklarda dolaşması daha çok teyakkuz üretmemizi gerektiriyor. Kadın cinayetleriyle ilgili yapılan çalışmalar bu MKYK’da da değerlendirdi. Yasa ve emniyet açısından çok güçlü şekilde bunların önlenmesi için çalışmalar yapılıyor. Ama esas mesele bu zihniyet ve bu zihniyetin ip uçlarıyla mücadele etmek. Toplumun seferberlik oluşturması. Dünyanın her yerinde maalesef bunlarla karşı karşıya kalıyoruz. Siyaset meselesi değil bu. Bütün bileşenlerin biraraya gelerek eğitimden, kullandığımız medya diline, filmlerde genç insanlara, kadınlara d önük verdiğimiz mesajlardan şiddetin popüler kültür alanında nasıl meşrulaştırıldığına dair son derece geniş alanda mücadele yapılması lazım. Bu toplum bütün hücreleriyle seferberlik ilan etmesi gereken bir mesele. Kadınları aşağılayan dilin popüler kültürde, filmlerde bu kadar rahat dolaşması. Bu cani zihniyetin oturduğu kültürel ortamda ipuçlarını görüp, bununla mücadele edilmeli. Büyük bir seferberlik içerisinde olmamız lazımdır. AK Parti bu tekliflere açıktır ve bu çalışmalara destek verecektir.”

“Pandemi ile ilgili tedbirleri elden bırakmayalım. Aşılanmanın yanısıra maske ve mesafeye dikkat etmemiz gerekiyor. Bütün vatandaşlarımıza saygılarımızı ve sevgilerimizi sunuyoruz. Teşekkür ederim.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir